27 Eylül 2013 Cuma

Gözlerimizi Açalım


        İnsan âlemlerin özüdür.

        Âlemler denince akla sadece Dünyanın ve Güneşin de içinde bulunduğu sistem, bu sistemleri içine alan sistemler değil tüm evrenler akla geliyor. Ayrıca bitkiler âleminden, hayvanlar âlemine; cinler âleminden bilmediğimiz âlemlere kadar birçok âlem akla geliyor. Dini eserlerde on sekiz bin âlemden söz edilirse de doğrusunu Allah bilir.

        Allah Hz. Âdemi balçıktan yarattı ve ruhundan üfledi.

        Bilim adamları insanda bulunan maddeleri ve özellikleri az çok bulmuşlardır; ancak ruh hakkında pek fazla bir şey bulamamışlardır. Kur’an-ı Kerimde de ruh hakkında bize az bilgi verildiği yazılmaktadır.[i]

        Âlemlerin özü olan, halife olan insan değerini bilmiyor. Organlarımızın da değerini bilmiyor, bunları sahip olduğumuz için şükür etmiyoruz.  

        Organlarımızın değerini ancak onları, kaybettiğimiz ya da kaybetmekte olduğumuz zaman anlayabiliyoruz.

        Ben az çok anlayabildiğim için bu yazıyı kaleme alıyorum:

         25. 09. 2013’te sol gözümden başarılı bir katarakt operasyonu geçirdim. Allah’a şükür dünyam daha çok aydınlandı.

        Gönül gözümüzün de açılmasını dilerken operasyon sonrası duygu ve düşüncelerimi yazmaya çalışacağım:

         Eşimle ben 30 yıldır hastane yollarındayız. Eşim 6 büyük ameliyat geçirdi, bense 2 lokal operasyon geçirdim.  Birçok hastaneye gittiğimizden isim bildirmeden genel olarak yazacağım.

        Sağlık hizmetleri gittikçe kaliteleşmektedir. Katkı sağlayanlardan Allah razı olsun. Devletimize Allah zeval vermesin.

        Sağlık hizmetlerini yürütenlere de yürükten teşekkürler.

         Göz operasyonunu sonucu aklımdan geçenlerin her biri birer makale olacak  özellikte; ama makale yazamadığımdan böyle karmakarışık sıralıyorum.

         Acaba toplumun gözü de katarakt olabilir mi?

        Beni sol gözümdeki kataraktan kurtardılar, ilerisini daha aydınlık görebiliyorum. Toplumun sol gözünü de açsalar. İnsanımız da emperyalistlerin başta İslam Coğrafyasında olmak üzere, bütün mazlum milletlerdeki vahşetini görebilse…

        Toplumların gözü böyle tıbbı operasyonlarla açılmıyor. Nasıl bir eğitim vermeliyiz ki insanımızın gözü açılsın?

        Kendinden hareketle toplumdan söz etmeye başladım. Sakıncası olmaz her halde, sonuçta  biz de toplumun bir bireyi değil miyiz?

         Sol gözden söz etmem yanlış anlamalara neden olabilir mi? Olmaz inşallah. Sol gözüm iyileşince sağ gözüme de operasyon yapılacak. İnşallah yine başarılı olur. İş yine bitmeyecek. Sonra miyop, hipermetrop, astimat ölçümlerine gelecek ve de gerekirse gözlük verilecek.

        Bu miyop ve hipermetrop, astimat terimlerini de yabana atmadan düşünün:

        Önümüzü göremediğimiz gibi, uzağı da göremiyoruz. Görebildiğini söyleyenler de doğru göremiyorlar. Çağdaş uygarlık düzeyine çıkamamamızın bir sebebi de bu olmasın. Ayrıştırma nutukları, iktidara gelme uğruna işbirlikçilik yapma ya da bilmeden egemenlere hizmet bundan olmasın.

        Bu göz muhabbeti uzadı. Kulak için de diğer organlarımız için de böylesine muhabbet edebilir ve toplumla ilişkilendirilebilir. Nitekim Kur’anda  bazılarının göremediği ve duyamadığı ile ilgili ayet vardır.[ii]

        Nerden nereye demeyin, bu ne ilişki demeyin. Gözlerimizi açamazsak,  dünyaya sağır kalırsak Cehennemi dünyada yaşamaya mahkûm oluruz. Kuran-ı Kerim Araf 179’ da belirtilen davarlar gibi olmamalı.

        Âlemlerin özü olan insana davarlık asla yakışmaz. Gözlerimizin, kulaklarımızın açılması için başkalarının operasyonlarını beklemeyelim. İyiye, doğruya, güzele doğru yönelelim.

 Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 




[i] “Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir." (17/İsrâ-85) (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk çevirisi)
[ii] A’RAF 179.Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar. (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk çevirisi)

6 yorum:

  1. Süleyman Pekin2 Ekim 2013 10:34

    Hocam; "Damla"yı lebiderya yapıp "Kelebek" Etkisi'nin ufka nazır sitesinin temellerini atmışsınız. Çok güzel, çok hoş ve çok anlamlı.. Kozadan kelebeğe yetiştirdiğiniz her öğrencinizin Dünyanın Dönüş Öyküsünü değiştirme ve çıkan insanlık çivisini tekrar yerine yerleştirme adına o etkiye kısım kısım vesile olmaları niyazıyla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli Meslektaşım, Sevgili Öğrencim,
      Ziyaretiniz ve sözleriniz için teşekkür ederim.
      Umudumuz, geleceğimiz sizlersiniz.
      Bu arada bizim de zerre kadar katkımız olursa mutlu oluruz.
      Allah'a emanet olunuz.

      Sil
  2. blog düyasına hoş geldiniz sayın hocam... emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      İnşallah sizler gibi blogcuların yardımlarıyla blog dünyasında da bir yerimiz olur.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Merhabalar.

    Pervane de ışığa aşık bir kelebek türü değil mi sayın hocam? Kelebek denilince, her insanın gönlünde açan bahar çiçekleri arasında rengarenk sevgileri taşıyan ve aşılayan bir varlık akla geliyor. Kelebekleriniz uzun ömürlü ve kanatları güçlü olsun sayın hocam.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve iyi temennileriniz için teşekkür ederim.
      Hayırlı uzun ömürler ve sağlıklar dileğiyle.

      Sil