6 Şubat 2014 Perşembe

Odaklanmak ya da odaklanamamak

          1969 yılında Samsun İmamhatip okulunda öğretmendim. Kısa bir dönem İngilizce kursuna gittim. Kurs öğretmenimiz bizi Samsun’a hâkim bir tepede kurulu Amerikan Radar Üssüne götürdü.

Radar üssünde birçok gözlemimiz oldu. En önemli gözlemimiz ise odaklanma üzerine olmuştu.

İşlikleri geziyorduk. Grup olarak içeri girmemize rağmen askerler yan gözle bile tarafımıza bakmadılar. Çeşitli yorumlar yaptım: Askerler oyun mu oynuyorlardı, bize önem vermiyorlar mıydı?

        …

         1988 yılında Kocaeli Derince 15. Kolordu İlköğretim Okulu Müdürüyken yakın bir beldede bulunan Körfez Sanat okuluna ziyarette bulundum. Okul müdürü arkadaşımız Almanya’da gözlemlerde bulunmuş ve tecrübelerini uygulamaya koyulmuştu. Arkadaşımız okulu gezdirdi bana. Bu arada iş atölyesine girdik. Öğrenciler kafasını çevirip bakmadılar. Amerikan Radar Üssündeki askerleri hatırladım. Müdür arkadaşımıza da tebrik ve takdirlerimi bildirdim. Öğrencilerle gurur duydum. Bizim insanımız da odaklanmayı biliyor. İş atölyesini zaman zaman gözlerimin önüne getiriyorum. Öğrencilerin gözleri kaysa parmaklarını, ellerini kaptırmaları işten bile değildi.

        …

         Durup dururken bu iki anıyı niye hatırlattım dersiniz? Aslında durup dururken değil. Ne zamandır yazmak istiyordum; ama bir türlü yazamıyordum. Daha önceleri de çeşitli vesilelerle yazdım. 71 yaşındayım. Unutkanlığım artıyor. Algılama ve kavrama yeteneklerim de azalıyor. Yine odaklanma sorunu da başladı. Yaştaşlarıma göre daha iyi durumdayım belki; ama daha önceki durumuma göre geri gittiğimin farkındayım. Kitapları hafız gibi ezberleyebilen ben, tüm öğrencilerini okul numaralarıyla bile hatırlayabilen ben, odaklanma konusunda herkese yararlı olmaya çalışan ben hızla geriye doğru kayıyorum. Geriye kayışa çare olunamayacağını biliyorum; ama süreci yavaşlatmak için kendime ne yapabileceğim üzerinde duruyorum. Bu konularda internette bulduğum bilgilerden de yararlanmaya çalışıyorum.

         İnternette okuduğum bir bilgiyi paylaşayım:

         Kanuni Sultan Süleyman adını taşıyacak olan Süleymaniye Camiinin yapımı için şu anki arsanın bulunduğu yeri beğenir. Mimar Sinan’ı da çağırır araziye bakmaya, uygun olup olmadığını görmeye giderler. Mimar Sinan araziyi dikkatle inceler. 

          Padişah sorar."Nasıl buldun Sinan?" 

         Koca Sinan cevap vermez ve araziye bakmaya devam eder. Vezirler diğer devlet erkânı herkesin gözü Sinan’ın ve Kanuni’nin üzerindedir. Ortalık buz kesmiş, çıt çıkmamaktadır. Herkesin padişahın ne yapacağını beklemektedir. 

         İğne düşse duyulacak bir sessizlik vardır. Mimar Sinan konsantre olmuş araziye bakmaktadır. 

         Kanuni bir kere daha sorar "Ne düşünürsün bre Sinan?"… 

         Mimar Sinan gözlerini araziden ayırtmaz ve cevap vermez. Herkesin korkmuş şaşkın muhteşem Süleyman’ın gazabını, hiddetini beklemektedir. Padişah hiçbir şey söylemez. 

          Aradan bitmek bilmeyen bir süre daha geçer. Ve Mimar Sinan başını eğerek arsadan içeri girer. Herkes Sinan’ın onları duymadığını o kısa süre içerisinde yapıp hayalinde oluşturduğu kemerlerden birine çarpmamak için kafasını eğerek boş arsayı girdiğini fark eder. 

         Hayatta ilerleyebilmemiz için önümüzü görmemiz, doğru yoldan gitmemiz gerekir... Çünkü geleceği görmek, kendine inanmak, çalışmak ve boş bir arazi olan hayatın üstüne geleceğinizi inşa etmektir...[i]

        Keşke Hakan Baykal’ın bu yazısını daha önce okumuş olsaydım. Öğretmenlerime , öğrencilerime Amerikalılardan, Almanlardan değil atalarımızdan örnekler verirdim.

         Ben sadece okullardan aldığım kuramsal bilgilerden değil gözlemlerimden de yararlanan ve yararlandıklarımı aktaran biriydim:

        1984 yılında, Kocaeli Bahçecik Ortaokulunda öğretmenken İzmit Lisesi müdürü arkadaşım Yunus Avcı’yı ziyarete gitmiştim. Kısa bir dönem Milli Eğitim Müdürlüğü de yapan bu arkadaşım daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişi olmuştu. Rahmetli arkadaşımı ziyaret sırasında bir şey dikkatimi çekmişti: Biri odasına geldi ve kendisinden bazı isteklerde bulundu. Ona “Benden bir şey iste.” dedi. Bu cümleyi de örnek olarak kullandım çok defa. “Odaklanma”yı açıklıyor gibiydi.  Zaten OdaklanmaBelli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak”[ii]demektir. Başka deyişle odaklanma:

         “Bir konu, nesne, proje veya işe yoğunlaşma, konsantre olma, kilitlenme; bir şeyde fâni olma, bir şeye kendini verme, ona sımsıkı tutunma; dikkat, algı ve enerjisini dağıtmama.. mânâlarını akla getiren odaklanma, insanın belli bir ruh hâlini tarif eder. İnsan, beş duyusu ve iç idrak hisleriyle (sezgileri, altıncı hissi, kalbe gelen esintiler, evhamlar ve iç duyuşlar vb.) hem dışarıdan hem de içeriden sınırsız uyarı bombardımanına mâruzdur.”[iii] Bu son zamanlarlarda birden çok konuya odaklanma konusuna da rastladım. Tabii böyle aynı anda iki işle meşgul olmada başarı hayal olur.[iv]

         Okullarda, iş yerlerinde başarı ve verimliliği artırmak için odaklanma konusu üzerinde durulmaktadır. Odaklanma konusunda onlarca kitap, onlarca makale, sayısız yazı var. Ancak emeklilerin odaklanması konusunda kafa yoran yok.  

       Ben odaklanma sorunu yaşıyorum. Bir yerde çalışıyor olsam çalıştığım konu üzerine odaklanırdım. Kendi kendime diyorum ki “ Sen senelerce Milli Eğitimde çalıştın; onun için eğitim sorunları üzerine odaklan.” Çok geçmiyor “Sen hukuk fakültesini de bitirdin; onun için günümüz hukukun düştüğü durum üzerine odaklan. Biraz sonra “Sen TODAİE’de kamu yönetiminde lisansüstü programını bitirdin; onun için günümüzdeki yönetim anlayışının şeffaf olmaması, istenilen düzeyde olmaması üzerine odaklan.” Bir bakıyorum, hiçbir yere odaklanamamışım. Bırakın bir konu üzerine odaklanıp yararlı sonuçlara varmayı doğru dürüst bir yazı dahi yazamıyorum. Beni güzel yazmaktan alıkoyan çağrışımlar, anılar olsa gerek. Bu yazım dahil her yazımda, hatta her konuşmamda çağrışımlar yolumu kesiyor. Örneğin:

         Samsundaki Amerikan Radar Üssünden söz ettim. Aslında sırf odaklanma konusu için yazmıştım; ama bu üsse yaptığımız gezideki diğer gözlemlerimiz de aklıma geldi. Doğrusu çok güzel bir çevre düzenlemesi vardı. Daha sonra kulağımıza çalındığına göre Amerikan askerleri buradan ayrılırken buradaki tarihi eserleri de çalıp götürmüşler.

         Körfez Sanat Okuluna yaptığım gezideki ayrıntılar da aklıma geldi. Rahmetli arkadaşım Yunus Avcıyla görüşmemiz de aklıma geldi.

        Hemen akla şu geliyor: Her akla gelen yazılmaz ki. Geldiyse geldi yazmazsınız olur biter. İş öyle değil. Böyle ayrıntılar akla gelince asıl söylenmek istenilenin üzerinde fazla durulamıyor. Bu da bir çeşit ayrıntılarda boğulmak oluyor. Eminim birçokları bu da ne ki, “Asıl sosyal medya sorunları kafaları karıştırıyor.” diyordur.[v]

         Çağrıştırdıklarım ve okuduklarımla kafam sürekli bombardıman altında. Durum böyleyken bir konuya nasıl odaklanabilirdim? Öyleyse bu yazıyı boşuna mı kaleme almış olduk? Hayır; okurumuz en azından bir emeklinin bir konuya odaklanamaması konusunda bir fikir sahibi oldu.

        Odaklanma sorunlarını aşmak dileğiyle.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 

10 yorum:

  1. Hocam biriç oynamak odaklanma sorununuza yardımcı olabilir. siz odaklanma diyorsunuz 71 yaşında bu sorunu 30 yaşındakiler de yaşıyor maşallah her şeyi hatırlıyor ve yazıyorsunuz. : ))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      30-40 yıl önce çok iyi olmasa bile briç oynuyordum. Oynamaya oynamaya unuttum. Briç arkadaşım da yok. Bütün bunlar bir tarafa dışarı fazla çıkamıyorum.
      Her şeyi hatırlayamıyorum. Eskileri hatırlıyorum. Bir de eğitimle ilgili olanları hatırlıyorum. Örneğin sizin soyadınızın yaptığı çağrışımla 1968'de çalıştığım Samsun Ortaokulunda Koçer soyadlı bir Türkçe öğretmeni arkadaşımızı hatırlayıverdim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Odaklanma konusuyla ilgili kaleme aldığınız yazınızı okudum. Yazınızda verdiğiniz örneklerinizi tekrar okudum ve odaklanamama kavramını aynı zamanda dikkat bozukluğu olarak da tarif edebilir miyiz diye düşündüm.

    Nüfus kağıdı eskiyince bu tür arazlarla karşılaşmamızın normal olabileceğini düşünüyorum.

    Şimdi ben elimde bir işle uğraşırken, etrafımda olan hiçbir şeyden haberim kalmıyorsa işime doğru odaklanmış oluyorum, aksi halde etrafımda oluşan en ufak bir gürültü (çıt) beni etkiliyor ve işime olan konsantrasyonum bozulup başımı bu gürültünün geldiği yere çeviriyorsam odaklanmam bozulmuş mu oluyor?

    Odaklanma sorunlarınızı aşmanız dileğimle birlikte en Güzel'e emanet olun sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.
      Odaklanmak eş deyişle yoğunlaşmak, moda deyişle konsantre olmak dikkatin bir nokta üzerinde toplanması, teksif edilmesi demektir. Küçükken güneşin ışıklarını bir cam yardımıyla bir kağıt üzerinde toplar ve kağıdı yakardık. Odaklanmayı olumsuz etkileyen bir çok hususu var. Bu yazıdaki amacım odaklanmanın ne olup ne olmadığını anlatmaktan çok bu konuda eskisi gibi olamadığımı belirtmekti.
      Duanızın kabul olması dileğiyle.

      Sil
    2. Merhabalar Sabahattin Hocam.

      Benim için çok faydalı olan değerli açıklamalarınız için çok teşekkür ederim.

      Selam ve dualarımla.

      Sil
    3. Merhaba,
      Ziyaretiniz için tekrar teşekkür ederim.
      Gündem değiştirilerek toplumumuzun dikkati dağıtılıyor. Oysa bir noktaya sonuç alınıncaya kadar odaklanabilsek yararlı sonuçlar elde edebilirdik gibime geliyor.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Sabahattin Bey, Allah size uzun ömür ve hafızanıza güç versin ama inan üzülmeyin hepimiz aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Bizlerde bu yaşta unutuyoruz, odaklanamıyoruz, yanlışlar yapıyoruz vs. vs. Ve ayrıca hiç de yazıyı boşa yazmadınız çünkü hem anılarınıza, hem içinizi kemiren sıkıntılara bizi ortak ettiniz. Teşekkür ederiz. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  4. Merhaba
    :)
    Bahsettiğiniz problemi çok küçük yaşta ki çocuklar bile yaşıyor. Eminim daha önce odaklanamayan bir sürü öğrenciyi de gözlemlemişsinizdir. Beynimizi zinde tutabilmek ve yaşın ilerlemesi ile birlikte gelen unutkanlık gibi sorunların üstesinden gelebilmek için muhakkak okumak ve analitik hesaplarla uğraşmalı.
    Bence siz de buradaki varlığınızla ve ilgi alanlarınızla bu gelen şey her ne ise ona karşı bir duruş sergilemektesiniz ve sizi bunun için kutluyorum.
    Verdiğiniz ilk örneklerdeki odaklanma konusuna gelince de bence bunlar hem yaptığınız işle gönül bağı kurmakla hem de sorumluluklarla alakalı.
    Belli ki bir duruşunuz var ve bu güzel duruşunuzla devam etmenizi dilerim
    Sevgilerimle
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve ayrıntılı yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuza katılıyorum. İnşallah duruşumuzu değiştirmeyeceğiz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil