7 Mart 2014 Cuma

Kelebek gibi ol…

         Cumaya gitmek için evden çıktım. Bahçemizin çiçek ve böceklerle şenlendiğini, güzelleştiğini gördüm. Bahar geldi gibi. Hava güneşli; ama biraz soğuk. Bir anda sağımda solumda beyaz kelebekler belirdi. Farklı bir duyguya kapıldım.

        Önceki yıllarda da bahçemizdeki çiçekler, kelebekler hoşuma giderdi; ama bunların bana çağrıştırdıkları daha çok hoşuma giderdi. Güzel bahçemizde daha çok çocukluğumu hatırlardım. Açık deyişle Trabzon’un bir dağ köyü olan Akköse Köyünü ve bu köyün, mesire ve yaylalarını hatırlardım. Çocukluğuma gider, güzellikleri görür ve güzel düşünürdüm.

       Bugün beni karşılayan kelebekleri görünce de çocukluğumu hatırladım.

       Bu arada “Kelebek” adlı  blogum aklıma geldi. Blogumun alt bölümündeki resmin altına yazdığım anonim bir söz de aklıma geldi: “Kelebek gibi ol… Konduğun zambak, öptüğün gül, kokladığın menekşe senden incinmesin.”

        Hiç kimseyi incitmeyen kelebekleri tutmak için peşlerinden koşardık. Bazen tuttuğumuz da olurdu. Kelebekler bazılarının ellerinde ölürdü. Ömürleri zaten çok kısa olan kelebeklerin ölümü üzerinde düşünmeliyiz.

        Siyaset meydanlarına inenlere “Kelebek gibi olun.”demem akla uygun değil: ama sevgili okurlara gönül rahatlığı ile “Kelebek gibi olun…” diyebiliriz.

        Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder