28 Nisan 2014 Pazartesi

Büyük Beyinler


         "Küçük insanlar insanları, vasat insanlar olayları konuşur, büyük insanlar ise fikir ve idealleri tartışır.” Bazılarının Sokrat’a, bazılarının Konfüçyüs’e, bazılarının da Amiral Hyman G. Ricover'a atfettiği bu meşhur özdeyişten hareketle düşüncelerimizi yazmaya çalışalım:

        Toplum olarak fikir tartışmaları yapabiliyor muyuz? Maalesef hayır. Soyut olarak düşünebilme yeteneğimiz körelmiş durumda.

        Peki, olaylar üzerinde konuşabiliyor muyuz? Maalesef yine hayır diyeceğim. Olayların nedenlerini, niçinlerini, nasıllarını… araştırma, başka deyişle analiz etme alışkanlığımız da yok.

        İnsanlar hakkında konuşur muyuz? Evet, hem de çok konuşuruz. Âlimler, düşünürler, sanatçılar hakkında mı konuşuruz? Hayır. Bunların isimlerini bile bilemeyiz. Magazine konu olanlar hakkında konuşuruz. Sporcular ve bir de siyasetçiler hakkında konuşuruz.

     Siyasetçi mutlaka parlamentoda mı olur? Hayır. Parlamento dışında da değerli siyasetçiler de vardır; ama onları göremeyiz. Peki, parlamentonun içindekileri, parmak kaldırıp indirenleri tanıyor muyuz? Hayır tanımıyoruz. Peki, kimleri tanıyor, kimler hakkında konuşuyoruz? Hükümetteki ve muhalefettekiler hakkında.

        Tanıdığımızı sandığımız ve düğünde, cenazede, kahvede, şurada burada, kısaca her zaman, her yerde gündemde tuttuğumuz bu kişileri tam olarak tanıyabiliyor muyuz? Hayır tanıyamıyoruz. Ancak yazılı ve görsel medyada yazılanlar kadar tanıyabiliyoruz. Yazılı ve görsel medyanın yazdıklarına güvenebilir miyiz? Hayır.

        Başta soyut olarak düşünemediğimizi, analiz yapamadığımızı yazmıştım. İnsanlar hakkında da doğru, isabetli gözlemler yapamıyoruz. Yani büyük insan, vasat insan kategorisi içinde sayılamıyoruz. Kişiler hakkında da doğru dürüst gözlemler yapamıyor,onları tanıyamıyoruz. Yani..., neyse sonunu getirmeyeyim. “Ne olacak bizim halimiz?”demekle yetinelim.

        “Ne olacak halimiz” demek bir çözüm müdür? Değildir elbet.

        Çözümleri başkalarından bekleyenler çok beklerler.
        Kişilerin ve olayların konuşulması üretkenliği sağlar mı? Sağlamaz elbet.

        Kendimize çeki düzen vermek, fikirleri tartışmak umuduyla.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 

 

 

6 yorum:

  1. Merhabalar Sayın Sabahattin Hocam.

    Paylaştığınız makaleyi okudum. Ne kadar içler acısı bir halde olduğumuzu anlıyoruz. Daha acısı, içinde bulunduğumuz bu durumdan kurtulmak için de hiçbir şey yapamadığımızdır.

    Memleketimizde parti başkanları, kendi şahıslarını partileri ile özdeşleştirmiş ve partilerini yıkmadan gitmemişlerdir. Türkiye bu zamandaş diktatörlerden ne zaman kurtulursa, o zaman demokrasiye kavuşur.

    Sistem şahısla özdeşleşirse gelişen ilim ve hayat şartlarına ayak uyduramaz, dogma halinde donar ve üzerinde tartışılamaz hale gelince de birden çöker. Marksizm ve Leninizim gibi.

    Belki bu son paragrafla konunun dışına çıktık ama, doğrudan olmasa da dolaylı yollardan konuyla ilişkisi olduğunu sanıyorum.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Düşüncelerinize katılıyorum.
      Blog dünyasını ıssız bıraktığınızın, bir boşluk bıraktığınızın farkındasınız umarım. Yazılarınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Sabahattin Bey, kandiliniz mübarek olsun. Eşinize saygı ve selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Eşim ve ben bilmukabele kandilinizi kutlarken hayırlı günler dileriz.
      Saygı ve selamlarımızla...

      Sil
  3. Her zaman bazı insanlar neden diğer insanları çekiştirir, kötüler, eleştirir diye düşünürdüm. Böyle insanlar neden kendine bakmaz derdim ve cevabını buldum kendinde bir şey göremeyen hep başkalarında arar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil