17 Kasım 2014 Pazartesi

Sıra tarihe mi geldi...

         Bir tarih kitabını noktası virgülüne kadar ezberleyen birine tarihçi denebilir mi? Böyle ezberlemekle tarihçi olunabilseydi “Bir zamanlar büyük bir tarihçiydim.” diyebilirdim; çünkü  öğrenciliğimde tarih konusunda kafamda yok yoktu. Bu anda belleğimin bomboş olduğunu belirttikten sonra kime tarihçi denebileceği konusuna gelelim.
         Olayları ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel...vb. birçok açıdan değerlendirebileceklere tarihçi denebilir. Bugünkü  tarih kitaplarında da ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel açılar dikkate alınıyordur; ama daha birçok husus var, toplum psikolojisi var, uluslararası ilişkiler var, hukuk var, zihniyet var...var oğlu var. Olayları bütün bunları dikkate alarak değerlendirebileceklere  ben tarihçi derim.
         Yukarıda işaret edildiği gibi olaylara çok geniş açıdan bakabilmek hem güçtür; hem de çok zaman alıcıdır. Okul müfredatlarımız sayısız konuyla doludur. Her konu böylesine kapsamlı işlenirse tarih okumaya ömür yetmez. Bunun da bir kolayını bulunur. Nasıl mı?
         Bursa Eğitim Enstitüsünde okurken tarih hocalarımız ders yılı boyunca üç beş konuyu çok kapsamlı biçimde analiz ederken diğer konuları da örnek derslere göre bizlerin yapmasını isterlerdi. Diğer konulara da şimdilerde okutulduğu gibi değiniverilirdi. Hocalarımıza Allah'tan rahmet dileyerek bu konuya niçin girdiğimizi anlatmaya çalışalım:
         Bu son dönemde siyasetçilerimiz, en küçüğünden en büyüğüne devlet yetkililerimiz, maşallah tarihçi kesiliverdiler. Atatürk zamanını, İnönü zamanını o zamanın siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel...vb. durumlarını dikkate almadan değerlendiriveriyorlar.  Atatürk’ün çeşitli dönemlerindeki sözlerinden işlerine gelen sözleri çekiveriyor ve işlerine geldiği gibi kullanıveriyorlar. Buna ne demeli bilmem ki. 
        Şimdiye kadar ulusumuzu Allah'la aldatmışlardı; şimdi de Atatürk'le aldatmaya mı başlıyorlar? Siyasetçilerin bu tutumlarından örnek alan birçok kişi Atatürk ve arkadaşları aleyhinde yayınlar yapıyorlar. Dahası var bazı akademisyenler de bu gruba katılmış vaziyette.
        Akademisyenlere saygımız sonsuz, akademik unvanı olanlara gıpta ediyoruz; ama ne hikmetse bazıları Cumhuriyet değerlerimizi; Atatürk ve İnönü zamanlarını öyle kötülüyorlar ki yabancılar da bunlardan örnek alarak konferanslar, günler tertipliyor ve ulusumuzu ayrıştırma, yurdumuzu bölme çabalarına destek veriyorlar.
         Kişisel yararları için, emellerine ulaşmak için her şeyi yapabilenlere sitem edecek değilim. Elimden gelse tüm halkımıza tarihin nasıl değerlendirilebileceğini  anlatırdım; ama imkânım yok. Ben yalnız siz değerli okurumuza seslenebiliyorum:
         Bazıları öylesine konuşuyorlar ki, sanırsın tarihçidirler, sanırsın bilim adamıdırlar, sanırsın ulusumuzun birliği, dirliği için konuşuyorlar. Bu bazıları adamın kafasını karıştırma konusunda mahirler anlaşılan. Allah bunların şerrinden korusun. Tabii en önemlisi de Allah bize akıl versin, aklımızı işletebilecek yetenek versin.
         Ben zaman zaman bazı çevrelerin tarih bilmediklerini söylüyordum. Ooo meğer bunlar tarihimizi yeniden yazacak kadar biliyorlarmış.
         Bir ara not da yazayım:
         Ben Edebiyat Grubu bölümünden mezunum. Tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, Türkçe, edebiyat dersleri yanında formasyon dersleri gördüm. En çok tarihi seviyordum. Tam tarih öğretmenliğini tercih edecekken gazetelerden bir haber okudum: Rusya tarihini değiştiriyor. Bu haber acayibime gitti, tarih ne biçim bir ders ki değiştiriliyormuş. Onun için Türkçe öğretmenliği bölümünü seçtim. Bunu niye mi yazdım? Bizim resmi tarihimizde de yanlışlıklar olabilir; ama bunları düzeltebilecekler ancak tarihçiler olabilir. Siyasetçiler  ya da siyasetçilerin güdümündeki akademisyenler tarih yazmaya kalkarsa biliniz ki ulusumuz için felaket kurgulanıyordur.
         Her türlü tuzaklardan, kurgulardan kurtulmak için tüm akademisyenlerin  bu arada tarihçilerilerin her zaman, özellikle bugünlerde  görevlerini yerine getirmeleri gerekir.
         Tarihini bilmeyen ulusların düştüğü kötü durumlara düşmemek dileğiyle...
         Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder