20 Şubat 2015 Cuma

Duvara Toslamayalım

(https://www.google.com.tr.)



          “Duvara toslamak” deyiminin anlamını az çok biliyoruz. Duvara toslamak bir işi yaparken sonucu elde edemeden işin yarım kalmasına sebep olacak bir olayın başa gelmesidir. Bu deyimle ilgili, onlarca örnek verebiliriz. "Onlarca" derken bilgiçlik taslıyor değilim. Google’de bu konuyla ilgili 30.300 sonuç olduğu düşünülürse bizim bildiğimiz devede kulak bile değil.

         Bu konuya niçin girdim dersiniz.  Geçenlerde sözü edilen deyim için bir örnek daha öğrendim. İnsan her öğrendiğini paylaşmaz tabii; ama öğrendiklerim paylaşılmaya değer:
Gazetelerde okumuş, televizyonlarda izlemişsinizdir; ama bir alıntıyla hatırlatalım:

“Kenyalı Atlet, Maratonu Emekleyerek Tamamladı (17 Şubat 2015)

           ABD'nin Teksas eyaletinde düzenlenen Austin maratonuna katılan Kenyalı kadın atlet Hyvon Ngetich, son 400 metresini sürünerek tamamladığı yarışta üçüncü oldu ve bronz madalya kazandı.
          29 yaşındaki Ngetich, yarışı tamamladığını hastanede gözlerini açınca öğrendi.
Hyvon Ngetich Pazar günü yapılan 37 kilometrelik yarışı son ana kadar önde götürüyordu. Ancak bitiş çizgisine az bir mesafe kala, Ngetich fenalaştı. Piste tekerlekli sandalye getirildi ancak Ngetich yarışı terk etmek istemedi ve seyircilerin coşkulu alkışları ve şaşkın bakışları arasında bitiş çizgisine sürünerek ulaştı. (1)

          Atletin azmi her türlü takdirin üstündedir. Bunu kaydedelim. Bu haberin televizyonda yorumunu da izledim. Genç bir yorumcu; “Bu duvara toslamaktır.”dedi ve ilginç açıklamalarda bulundu: Atletizmde en zor 400 metreymiş. Vücut 300 metrede kendi enerjisini üretiyor, 300 metreden sonra nefesle oksijen takviyesi yapılıyor ve enerji yine zar zor üretilebiliyor... Galiba anlayamadınız. Ben de anlayamadım. İnternette bu konuyla ilgili bilgi toplamaya çalıştımsa da bulamadım. Benzer bir konu buldum, birkaç paragraf alıntı bir fikir verebilir:

“Trilyonlarca atomdan meydana gelen insan vücudu elektronların hareketiyle ortaya çıkan enerjiyle çalışır.
            Nefes almak, yürüyüp koşmak, yemek yemek, konuşmak, hareket etmek, kısacası yaşamımıza dair ne varsa bu enerjiye ihtiyaç duyarız ve bu enerji olmadan vücudun yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi söz konusu bile olamaz. İnsanın yaşamı boyunca vücudunda gerçekleşen sayısız hücre faaliyetinin temelinde hep elektrik vardır. Başka bir deyişle, vücuttaki tüm kimyasal işlemler elektrikle olup biter.
            (...)
            En büyük elektrik mekanizmalarından biridir insan vücudu biz farkında olmasak da. İçimizdeki muazzam elektrik sistemi nefes aldığımız sürece bizi yaşatmaya devam ettirecektir.”(2)

         Kendi kendime acaba diyorum. “Acaba?”deyişimi kınamayın. Bilindiği üzere bilimsel çalışmalar “acaba?” ile başlayabilir.

          Evet, acaba bireyler için geçerli olan bu kendiliğinden üretilen enerjinin bitişi, yanı “duvara toslamak” gruplar, kurumlar ve toplumlar için de geçerli midir? Eğer bu varsayımımız geçerliyse vay halimize. Öyle ya büyük bir kesim: 

          “Şimdiye kadar enerjimiz yetti, bu işi kıvırdık, bundan böyle de işi yürütürüz...” diye düşünebilir. Ama kazın ayağı öyle değil yani iş öyle sanıldığı gibi değil. Finişe az kala öyle olur ki adım atacak hal olmaz. Finişe sürüne sürüne bile gidilemez.

           Bunca sözü yukarıda işaret ettiğimiz bu feci durum için yazdık. Kısa yazmak da mümkündü; örneğin  “ Lütfen dikkat! Duvara toslamak üzereyiz. Bu feci akibede sebep olmayalım. Düşünelim, düşünelim ve de gereğini yapalım.”diyebilirdik. Hep, “Gereğini yapalım, gereğini yapalım.”deyip duruyoruz. Bir tarihler “Gözlerime bak anla.” Sözü çok edilirdi. O söz aklıma geldi de...

         Duvara toslamamak  dileğiyle...

         Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
---------------------------

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder