9 Mart 2015 Pazartesi

Okuma yöntemimizi gözden geçirmeliyiz



Okumak, en geniş  anlamıyla evreni, hayatı, insanı ve yazılı metinleri değerlendirip anlamaya çalışma eylemidir. Ancak genellikle okuma deyince yazılı metinleri değerlendirmeye çalışmayı anlarız.
Yazılı metin elle yazılan bir pusula olabileceği gibi, basılı bir takvim yaprağı, broşür, gazete, dergi, kitap vd. Olabilir. Ayrıca internet sayfaları  da bu kategoride zikredilebilir. Ancak genellikle kitap okuma üzerinde durulmaktadır.
Kitaplar, çeşitli bilim ve sanat dallarına göre  birçok çeşide ayrılır. Her çeşit kitap için, uzmanlarınca okuma kılavuzları geliştirilebilir. Türkiye’mizde kullanılan araçların kullanım kılavuzları yazılmakta, fakat kitap okuma kılavuzları, istisnalar dışında yazılmamaktadır. Ancak edebi eserlerle ilgili olarak, okuma kılavuzu denemeyecek türden niçin, nasıl okumamız gerektiği konularında, ayrıca okur çeşitleri konularında  bilimsel olmayan çalışmalar var.
“Kimler, neyi, nerede, niçin ve nasıl okuyorlar?”sorusuna cevap olabilecek bilimsel bir çalışma yapacak durumda değiliz. Ancak kendi görüşlerimizi aktarmakla yetineceğiz.
Ben niçin okuyorum?
Bu yaşıma dek (72 yaşıma dek) çok çeşitli sebepler için okudum. Ders kitaplarını, öğrenme isteği yanında not almak için okudum. Edebi eserleri kültürümü geliştirmek için olduğu kadar zamanımı değerlendirmek için okudum. İlginç yazıları merakımı gidermek için okudum... Ayrıntıya girmeden belirtelim ki ben çok kötü bir okuyucu oldum; çünkü elime geçen her şeyi sebepli sebepsiz okudum. 
Evde de okudum, yolda da okudum, hastanelerde, bankalarda sıra beklerken de okudum. Gündüz okudum, gece de okudum...
Ders kitaplarını 2-3 defa okuduğum olmuştur; ama diğer kitapları genellikle bir defa okudum.
Bazen bazı cümlelerin altını da çizdiğim olmuştur; sayfa kenarlarında bazı işaretler koyduğum da olmuştur.
Okuduğum metinlerde atıf yapılan yazıları da okuduğum çok fazla olmamakla birlikte olmuştur.
Okuduğum yazarı beğenmişsem, yazarın başka eserlerini de okumaya çalışmışımdır.
Bütün bu okumalarımın plansız olduğunu belirtmeliyim.
Bütün bu okuduklarımdan bende ne kaldı? Kitaplığımdaki dosyalar içinde katlı olan, artık işe yaramayan diplomalar ve başarı belgelerini saymazsak hiçbir şey kalmadı diyecek oluyorum. Sonra aklıma şu geliyor:
Doğumumuzdan bugüne yiyoruz içiyoruz bunun için ne kaldı diyor muyuz, demiyoruz. Okumakta öyle her halde, beynimizin sağlığı için gerekliydi okumalarımız. Okumayanların beyinleri olmadığını söylemiyoruz. Okuyanların beyinleri tüm fonksiyonlarıyla daha faaldir demek istiyoruz. Bu konuyu fazla irdelemeyelim, çünkü altından kalkamayız. Sadece ben değil, nice çok okuyanlar gördüm ki yoksulluk içinde; öte yandan okumayanlar altı başını gidiyor...
Şimdi kendim için özel bir not yazayım: Son birkaç senedir unutkanlığım arttı, öyleki kitaplığımdaki kitapları sanki hiç okumamış gibiyim. Kitap satın alamıyorum ya, kitaplığımdaki bir kitabı yeni almış gibi okuyorum. Şunu da ekleyeyim, kitaplığımdan çok internet yazılarından yararlanmak daha kolayıma geliyor.
İnternetin kirli  okyanusunda boğulmamak için kendime bir çekidüzen vermek istedim. Bunun için de okuma alışkanlığımı düzeltmek istedim. Tabii, işler istemekle olmuyor, eski alışkanlıklar insanın yakasını bırakmıyor. Eski alışkanlıklarımı becerebildiğim ölçüde terk edip yeni okuma alışkanlığı geliştirme çabasındayım:
·         Ön yargılardan arınmış olarak okuyacağım. Zaten, çok bilgileri unuttum. Bazen çağrışımlarla unuttuğum dosyalar açılıyor kafamda, bu açılanları da kapatacağım. Bir çocuk gibi olmaya çalışacağım. Elhamdülillâh Müslümanım; çağdaş, laik, sosyal adaletten yana, demokrat görüşlü; Atatürkçü düşünceden yana biriyim. Bu özelliklerim bir ön yargı olarak kabul edilir mi edilmez mi bilmem. İster kabul edilsin ister kabul edilmesin, ben okuyacağım metinlere bu gözlüklerle de bakmayacağım.
·         Sözlük kullanmayı herkese tavsiye etmeme rağmen, doğrusu kelime hazneme güvenerek fazla sözlük kullanmazdım; ancak unutkanlığım arttığı için ister istemez sözlük kullanacağım.
·         Metinleri karşılaştırmalı olarak okumaya çalışacağım.
·         Metin yazarları/şairleri hakkında da az da olsa ön bilgi edinmeye çalışacağım.
·         Okuma amacım metni başkalarına tanıtmak, veya metin yazarını tanıtmak, eleştirmek olmayacak. Metinden hareketle kendi dünyamda seyahat edeceğim.
·         Metin içindeki seyahatlerim zevkli olursa, zaman harcamaya değer olursa bu konuda notlar da alabilirim.
·         Kısaca bir eleştirmen, bir yorumcu, bir tanıtıcı olmayacağım gibi sıradan bir okur gibi, planlı, bilinçli bir okur gibi de olmayacağım, olamayacağım. Yine kendime özgü bir okur olacağım.
Yazdıklarımı gözden geçirdikten sonra, kendi kendime dedim ki:
Okur olmak da bayağı zor bir iştir.

Sabahattin Gencal

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Bence okumak da "görmek ve bakmak"ın arasındaki gibi bir olgudur. Kimi ne okumak istiyorsa onu okuyup onu anlıyor, kimi de gerçekten okuyabiliyor. Duymak için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Biri size bir şey anlatırken, sadece duymak istediklerinizi duyarsınız. Duymak istemediklerinizi duymadığınız için ayrıntıları kaçırırsınız.

    Dikkatli okumak ve okuduğunu iyi anlayabilmek adına kaleme aldığınız makaleniz için kaleminize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuza katılıyorum.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil